FATİH SULTAN MEHMET HAN’IN CASUSLARI

FATİHİN BİZANSTAKİ INTELLIGENCE — SERVICE’İ

Türklerin fetihten çok evvel ve daima Bizansta casus şebekesi vardı. Yıldırım zamanında, Orhan devrinde, hattâ hiç yanılmadan ve icabında isbatını da üzerime alarak beyan edebilirim ki Selçukî asrından itibaren Türklerin İstanbulda ve Bizans ülkelerinde daima Entellijens Servis teşkilâtı bulunduğu muhakkak ve katîdir. Fatihin yaptığı; mevcudu tanzim, tevsi ve ikmal eylemiş bulunmaktan ibarettir. Muhakkaktır ki İkinci Sultan Mehmed; bundan ziyadesiyle faydalanmıştır. Casusluk müessesesinin varlığı ise olsa olsa Fatihin ince siyasî dehâsını gösterir, yoksa fethin kahramanlık safhasındaki azamet ve haşmetini küçültmez.

Bir başkumandan, hele o kumandan Fatih gibi tarihte devir açan bir diplomat olursa, galebe ve muvaffakiyetini kolaylaştıracak imkânlardan hiçbirini ihmal edemez. Bu itibarla fetihten önce Cenevizlere müsaadat vâdetmesi de onun ileri görüşünü ve ordusunu bir yerine bir kaç düşmanla uğraşmaktan sıyânet etmek isteğini gösterir.

İstanbuldaki Fatihin Beşinci Koluna mukabil, Türklerden olup da Bizanslıların muvaffakiyetini isteyenler ve şayet Fatih şehri istilâ ederse hayatlarının devamından ümit kesenler de vardı. Fatihin, Bizans hükümet ricalinden ve kilise erkânından bazılarını ele alarak halk içinde bir ademi mukavemet taraftarı kütle peyda ettirmek üzere teşebbüsatta bulunmasını, teşkilat kurdurmasını da, hadiseler birbirine bağlanılınca tarihî hakikat olarak kabul eylemek lazım gelir. Ayasofyada kardinal şapkası görmekten ise Türk sarığı görmek isteyenlerin feryadını sadece bir taassup feveranı saymaktan ise, gizli bir teşkilatın halk arasındaki propagandalarının semeresi olarak kabul eylemek hem vakaların seyrine, hem de hikmeti tarihe uygundur.

Fatih; mukavemeti içten kırmak ve dıştan yıkmak için hiç bir çareyi ihmal etmemiş ve tedbirlerini yalnız (hücuma) inhisar ettirmemiş, hücumun muvaffakiyetini sağlam planlara bağlamıştır. Neticede, patrik nasbı, kiliseye hukuk ihsanı ise bir taraftan fetihten evvel emirlerini yerine getirmeğe çalışmış olanlara mükafat, diğer taraftan istiklallerini kaybederek dini ayrı bir hükümdarın tebaası olmak durumuna düşmüş olanlar arasında kendine sadık bir cemaat bulundurmak, aynı zamanda da o asırda son haddine varmış olan din bağlılığında kendilerine hürriyet temini suretiyle bütün halkı ısındırmak siyasetinden başka bir şey değildir.

M. Raif ORGAN

KAYNAK:
YÜCEBAŞ, Hilmi, Fatih Sultan Mehmet, Memleket Yayınları, 1981 İstanbul, s. 179.

Author: ahmedşit

İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi'nde Tarih talebesi, araştırmacı, meraklı, Müslüman.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.