Orkestra Çubuğunu İcat Eden Türk

image_pdfimage_print

Türklerin İslam âleminde ilk defa görünenleri ve İslamiyet’i kabul edenleri; köleler, mevlâlar(azatlı köleler) ve İslam ordularına askerlik yapanlarıdır. Bunlardan bilinen en eski Türk ise Süreyc‘tir. Bu şahıs, köle olarak Medine’ye getirilmiş ve Müslüman olmuştur. Ölümü h.98/m.716 olan oğlu Ubeydullah bin Süreyc ise İslam tarihindeki dört büyük mûsikişinastan biridir. İran udunu Hicaz bölgesine götürmüştür. Hâlâ daha orkestra şeflerinin kullandığı baton çubuklarını (baton-baget) mûsiki korosunu yönetmek için ilk defa kullanan kişi Ubeydullah b. Süreyc’tir. Hazreti Hüseyin’in kızı Sükeyne onu kendi himayesinde bulundurmuştur.

Ubeydullah bin Sureyc Mekke’de 641’de doğmuştur. Âzatlı köledir. Babası Türk olup annesi Râika, Muttalib ailesinin âzat ettiği bir câriye idi. İbn Süreyc mûsikiyle ilgilenmeye Hz. Osman döneminde başladı. Mekke’de hânende İbn Miscah’ın, Medine’de hânende ve bestekâr Tuveys, Azzetülmeylâ ve Neşîd el-Fârisî’nin talebesi oldu. Neşîd’den ayrıca Fars mûsikisini öğrendi.

Harre Savaşı’na (63/683) katılan ve bu savaşta ölenler için ağıtlar yakarak ünü yayılmaya başlamıştır. Zamanla devrin en ünlü mersiyehanı oldu. Öğrencisi Garîz, bu alanda kendisini aşacak derecede ün kazanınca hânendeliğe yöneldi. Bu alanda ilk defa efendisinin oğlu Abdullah b. Abdurrahman b. Ebü’l-Hüseyin’in sünnet düğününde söylediği şarkılarla tanındı ve kısa zamanda bütün Hicaz bölgesinde meşhur oldu.

Şair Cerîr b. Atıyye’nin İbn Süreyc’in eserlerini dinlerken âdeta kendinden geçtiği, bunun sebebi sorulduğunda diğer şarkıların çıkış yerinin akıl, onun eserlerinin ise gönül olduğunu söylediği rivayet edilir. Medineli hânende Mâlik b. Ebü’s-Semh, İbn Süreyc’e iyi bir mûsiki icracısında bulunması gereken özellikleri sormuş ve ondan “gerçek sanatkârın akılları doyurup gönülleri doldurması, vezni güzel kullanması, güfteyi gramer kurallarına uygun şekilde okuması, uzun ve kısa nağmelerin hakkını vermesi, âhenge dikkat etmesi, bilhassa kelime ve cümledeki vurguları iyi kavrayarak sâzendelerle uyum sağlaması” gerektiği cevabını almıştı. Mâlik, bu cevabı hânende olan Ma‘bed b. Vehb’e iletince Ma‘bed’in, “Mûsiki hakkında Kur’an’da bir tarif yer alsaydı ancak bu şekilde olurdu” demiştir.

Udu, Mekke’de ilk defa Ubeydullah b. Süreyc kullanmıştır. İshak el-Mevsılî, mûsiki âlimlerinden Hişâm b. Meriye’ye devrin en büyük mûsiki üstadının kim olduğunu sormuş, Hişâm da, “Allah, Dâvûd peygamberden sonra İbn Süreyc’den daha güzel bir ses, mûsikide ondan daha maharetli bir kişi yaratmadı” cevabını vermiştir. İshak el-Mevsılî’ye göre İbn Süreyc; Ma‘bed b. Vehb, İbn Muhriz ve Mâlik b. Ebü’s-Semh ile birlikte zamanın en ünlü dört ses sanatkârından biridir. Yûnus el-Kâtib de; Garîz, İbn Süreyc, İbn Muhriz ve İbn Miscah’ı Arap mûsikisinin dört temel taşı olarak nitelemiştir.

İbn Süreyc’in kızı da babasının bestelerini başarılı bir şekilde okuyan bir hânendeydi. Ubeydullah b. Sureyc, cüzzam hastalığına yakalanarak ölmüştür. Kabri Mekke yakınındadır.

Kaynak:
1. İslam Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri – Ramazan Şeşen
2. TDV İslam Ansiklopedisi

Author: ahmedşit

İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi'nde Tarih talebesi, araştırmacı, meraklı, Müslüman.

Söyleyeceğiniz bir şey mi var?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.